Akıl Türkçe mi?
Ankara’nın merkezine yakın, eski mahallelerin birinde, küçüklüğümden aklımda kalan bir sahne var. Herkesin birbirini tanıdığı, sabahları sesini duymadığınızda o komşunun nerede olduğunu hemen sorguladığınız bir mahallede büyüdüm. Bir de, Türkçe’nin ne kadar değerli olduğu üzerine çokça konuşulan o eski zamanlarda, “akıl” kelimesinin anlamını sorgulardık. Birçok kelime gibi, bu da zamanla “Türkçe”nin içinde şekil değiştirmişti. Ama gerçekten, akıl Türkçe mi?
Türkçe’de Akıl: Kelimenin Kökü
Türkçe’nin yapısı, dilin bir kültürün taşıyıcısı olduğunun en net örneklerinden biri. Ekonomi eğitimi almış bir kişi olarak, dilin ekonomiyi nasıl şekillendirdiğini de sıkça düşünüyorum. Bu dil, sadece iletişimin aracı değil, aynı zamanda toplumsal değerlerin, düşünce biçimlerinin ve dünyaya bakış açılarının da bir aynası.
Akıl, kelime olarak dilimizde oldukça köklü bir yere sahiptir. Fakat, Türkçe’ye tam olarak yerleşmiş olan akıl kelimesinin ne ifade ettiğini anlamadan önce, bu kelimenin kullanımını ve evrimini incelemek gerekiyor. Modern Türkçede, “akıl” genellikle mantıklı düşünme, sağlıklı bir karar alma yeteneği gibi anlamlarda kullanılıyor. Ama etimolojik olarak bakıldığında, akıl kelimesinin kökeni, Arapçadaki “aql” (عقل) kelimesine dayanır. Bu, daha çok “düşünme, kavrama, anlama” gibi anlamlar taşır.
Eğitimde, literatürde bu tür köken araştırmaları yaparken çoğu zaman bu dilin Türkçeye nasıl girdiğini de görmek çok ilgimi çeker. Bu dilin, sadece halk arasında değil, devlet yönetiminde, ekonomide ve hatta iş dünyasında da nasıl şekillendiğini görmek, o dönemin düşünsel altyapısını anlamak açısından oldukça öğreticidir.
Akıl ve Ekonomi: Veriler Ne Söylüyor?
Biraz ekonomiden, verilerden bahsedelim. Ekonomi okumamın etkisiyle, dilin ve ekonominin birbirine nasıl paralel gittiğini görmek hiç de zor değil. İş hayatında, Türkçe’nin etkin bir şekilde kullanımı, aslında çok daha önemli. Verilerle çalışırken, doğru ve net bir dil kullanmanın, akılcı kararlar almakla ne kadar ilişkili olduğunu fark ediyorsunuz. Örneğin, geçen yıl bir danışmanlık şirketinde çalışırken, küçük bir işletmenin büyüme stratejileri üzerine yaptığımız bir analizde en çok zorlandığımız nokta, müşteri geri bildirimlerinin doğru şekilde dilde ifadesiydi. Herkesin başka bir dilde, başka bir kavramla konuştuğu bir dünyada, doğru akıl yürütmek mümkün mü?
Yani aslında “akıl” sadece düşünme kapasitesini değil, o düşüncenin doğru bir biçimde ifade edilmesini de içeriyor. Ekonomik modellerde ve verilerde, bazen sadece sayılar yeterli olmuyor, o sayılar doğru Türkçe ile anlatılmak zorunda. Çünkü bir raporun doğru anlaşılabilmesi, dilin doğru kullanılmasına bağlıdır. Ekonomi kitaplarındaki karmaşık teoriler, ancak doğru anlatıldığında, doğru kararlar alınmasına yardımcı olabilir. Peki ya bir dilin ne kadar doğru ve açık kullanıldığı? Dilin kendisi ne kadar “akıl” taşıyor?
Akıl Türkçe mi? Hangi Akıl?
Gel gelelim, akıl kelimesinin halk arasında nasıl algılandığına. Çocukken, annem “akıllı ol, güzel düşün” derdi. Küçükken buna çok takılmazdım ama büyüdükçe, çevremdeki insanların, akıl ve mantığı kullanma biçimlerinin, kelimelerle ne kadar bağlantılı olduğunu fark ettim. İnsanlar bazen Türkçe’yi o kadar farklı kullanıyorlar ki, başkalarına açıklamak bir işkenceye dönüşebiliyor.
Bir gün arkadaşım Ahmet ile konuşurken, “akıl”dan bahsediyorduk. Ahmet, “Bence akıl, sadece mantıklı düşünmek değil, doğru düşünmekle alakalı bir şey,” dedi. İlk başta anlamadım, çünkü bizim mahallenin dilinde akıl demek, genelde sadece sağlıklı düşünmek anlamına geliyordu. Ama Ahmet, daha derin bir anlam taşıdığını iddia ediyordu. “Mesela” dedi, “günümüz Türkiye’sinde, insanlar genelde büyük paralar kazanmanın yolunun ‘akıllıca’ iş yapmaktan geçtiğini düşünür. Ama aslında bazen bu, dilin o kadar da sağlıklı işlemediği anlamına gelir. Akıl, çoğunlukla toplumun değerlerine göre şekillenir. Eğer Türkçe, toplumsal düzeyde nasıl kullanılıyorsa, akıl da ona göre şekillenir.”
Ve o an fark ettim ki, akıl sadece mantıklı olmakla kalmıyor, o “mantıklı olmak” bir toplumun ve kültürün kodlarıyla da iç içe geçmiş. Türkçe’de akıl, sadece kişisel bir düşünce biçimi değil, aynı zamanda toplumsal bir yapıdır. Bu yüzden bazen aynı kelime, farklı insanlar için bambaşka anlamlar taşır.
Akıl Türkçe mi? Sonuçta, Dil Akıl mı?
Günümüzde, akıl kelimesi Türkçe’de çokça kullanılsa da, dilin kendisi de aklı şekillendiren bir araçtır. Akıl Türkçe mi? Belki evet, belki hayır. Çünkü akıl, dilin taşıdığı kültürel birikimle birleştiğinde, sadece mantıklı düşünmeyi değil, aynı zamanda toplumsal değerleri, ekonomik altyapıyı ve insan ilişkilerini de içeriyor.
Bir insanın akıl kullanma biçimi, onun yaşadığı toplumun ve kullandığı dilin etkisiyle şekillenir. O yüzden, Türkçe akıl taşıyor mu? Sorusu, aslında sadece dilin değil, toplumun da akıl yürütme biçimiyle ilgili bir sorgulamadır. Belki de bu yüzden bazen Türkçe’nin içindeki akıl, bazen bozuluyor, bazen de tam anlamıyla parlıyor.
Sonuç olarak, “Akıl Türkçe mi?” sorusu belki de her bireyin, kendi toplumunu, kendi kültürünü ve dilini ne kadar doğru kullandığını sorgulaması gereken bir sorudur.