Türkiye’de Aktif Olmayan Bir Volkan Var mı?
Bir gün Kayseri’nin, rüzgârın ve o sararmış akşam güneşinin ortasında, bana sadece küçük bir anlık huzur veren o dağları düşünerek yürürken, aklıma takılan tek soru şuydu: Türkiye’de aktif olmayan bir volkan var mı? Hani, bazen insan geçmişi ve geleceği arasında sıkışıp kalır ya, işte ben de böyle bir anda o kadar çok şey düşündüm ki, içimdeki biriken duyguları aktarmak istedim. Kim bilir, belki bu yazıyı okuyan birinin içindeki volkanları da aynı şekilde harekete geçirebilir.
Dağların Sesi
Kayseri’de yaşamıyorum, aslında şehirde de değilim. O dağların eteğinde, biraz daha sessiz, biraz daha yalnızım. Günün yorgunluğundan sonra çıkıp dağlara bakarken, her birinin bana bir şeyler fısıldadığını hissediyorum. Adeta birer dev varlık gibi, birbiriyle gizli bir sohbet içindeler. Her birinin üzerinde rüzgârın dansını ve karanlığın sessizliğini hissediyorum. İşte tam da bu noktada, bir akşamüstü yürüyüşünde, zihnimde beliren bir başka soru beni alıp başka bir dünyaya götürdü: Türkiye’de aktif olmayan bir volkan var mı?
Bunu düşündükçe, birden aklıma Erciyes geldi. Kayseri’nin o kocaman, görkemli dağı… Hani o dağ, görünüşte çok sakin ve masum gibi durur ya, ama bir de yüzeyine derinlemesine bakmaya başladığında, içindeki tüm kuvvetin nasıl hareketsiz olduğunu görüyorsun. Bu dağ, bir zamanlar aktifmiş, ama şimdi tamamen sessiz, sanki uyuyor. Fakat bir volkanın içinde nasıl bir enerji birikiyordur, kim bilir? Belki de o sessizliği biriken biriken bir güç, bir patlama için bekliyordur. Ama o patlama olmayacak gibi hissediyorum, belki de… Çünkü bazen içimizde patlama için bekleyen o büyük duygular vardır, ama bir türlü çıkıp özgürleşemezler.
Patlama İçin Hazır Mıyız?
Volkanların içindeki o büyük güç, aslında hayatta bazen benim hissettiklerime benziyor. Bir duygunun patlaması, bir ilişkinin sona ermesi, ya da içsel bir huzursuzluğun sonunda bir çöküş… Bu tür olaylar, bir volkanın patlamasına benzer. İçimizde biriken bir enerji, biriken bir birikim ve sonunda bu duyguların patlaması, çevremizi değiştirebilir. Ama bazen, bu patlamalar olmasın diye kendimizi sürekli zorluyoruz. Erciyes gibi olmayı hayal ediyorum, bazen. İçimdeki volkanları saklayabilmeyi, ama ne yazık ki yapamıyorum. İşte her sabah bir günlüğüme, o içsel patlamaları yazıyorum. Yalnızca kağıda dökülen kelimelerle, içimdeki volkanları biraz daha sakinleştiriyorum.
Kayseri’nin dağları bana her zaman bir şeyler fısıldar. Belki de bu yüzden Erciyes’i çok seviyorum. Çünkü o, sessizliğinde bile bir şeyler söylüyor, bana huzur veren bir hikâye anlatıyor. Ama ben biliyorum, o huzur sadece dışarıdan görünür. İçinde hala bir volkanın beklediğini, ya da bir zamanlar bir patlama yaşandığını kimse göremez. Kimse bilemez. Kimse sana gerçekten “ne hissettiğini” sormaz. O yüzden, insan içindeki volkanları dışarıya yansıtmakta zorlanır. Herkesin bildiği “sakin görünme” baskısı vardır ya, işte o yüzdendir bazen kendimi tam anlamıyla anlatamamam.
Geçmişin Külleri
Bir zamanlar, çocukken, bu dağların aktif volkanlar olduğunu düşünürdüm. Belki de o yüzden her yerin bir patlama anı olabileceğine inanıyordum. Ama büyüdüm ve zamanla öğrendim ki, bazen insanların kalbinde de volkanlar vardır, ama onlar patlamadan önce hep sessizdirler. Tıpkı geçmişteki o güzel günlerin, yıllar sonra silikleşen hatıralar gibi… Hiçbir şey tam olarak bitti demek mümkün değil. İnsan dağlar gibi sakin olabilir, ama içinde patlamaya hazır bir enerji vardır.
Bir gün Erciyes’e tırmandım. Tepesine doğru çıkarken, karşımda o kocaman, görkemli dağın yavaşça soluklandığını, o devasa gücün sessizliğini hissettim. İçimde bir boşluk oluştu. Gözlerimi kapadım. O an ne düşündüğümü bile tam olarak hatırlamıyorum, ama sadece şu düşünceyi hatırlıyorum: İçimdeki tüm volkanları dağa bırakıyorum. O dağ belki de beni anlamaz, ama ben ona her şeyimi anlatırım. O sessiz dağ bana çok şey öğretti. Her zaman her şeyin bir zamanı vardır, ve bazen sadece beklemek gerekir. Volkanlar bile patlamadan önce beklerler, derinlerden yükselen sıcak bir gücün farkına varırlar. Ve o an gelince… Patlarlar.
Volkanın Çıkış Yolu
Bazen hayatta dağların ya da volkanların varlığı, insanın içsel dünyasında önemli bir yer tutar. Kendi içimdeki Erciyes gibi volkanlarım var. Bazen, gözlerimi kapatıp, bir patlama yaşama arzusuyla içimi dolduran o devasa duyguyu hissettiğimde, belki de “sakin ol” demeliyim kendime. Belki de o volkanları sadece kağıda yazmalı, içimdeki patlamayı dışarıya dökmeliyim. Bir volkanın patlamadan önceki o bekleyişi gibi, ben de bekliyorum. Ama beklemek, bazen insanı çok yoruyor. Huzur da verir, ama bir o kadar da bunalttırır. İçimdeki her bir volkanın, sanki bir sonbahar sabahı kadar sessizce sakinleştiğini düşünüyorum.
Ve sonra, o içsel volkanların bir gün patlayacağını bilerek, bir sabah daha uyanıyorum. Kayseri’nin dağları hala orada. Sessizler, ama ben o sessizlikte de bir şeyler duyarım. Geçmişin, yaşananların, sevdanın, kaybedilenlerin yankısını. Bazen bir volkan patlar, bazen de sadece sessizce bekler.
Sonuç
Volkanlar ne kadar sessiz de olsa, bir gün patlayacaklardır. Tıpkı insanın içindeki duygular gibi. Türkiye’deki aktif olmayan volkanlar, tıpkı içinde taşan duygular gibi, sessiz birer güç. Her an bir patlama yaşanabilir, ama belki de bazen bir volkan patladığında çevreye verdiği zarar çok büyük olur. Belki de o yüzden, içimizdeki volkanları sadece yazmalıyız. Kayseri’deki dağlar gibi, bazen beklemeli, bazen de patlamadan önce bir anlık huzura bırakmalıyız.