Zirkonyum mu Porselen mi Daha Pahalıdır? Bir Genç Yetişkinin Diş Hekimi Ziyareti
Kayseri’nin soğuk akşamlarında yürürken, havadaki keskin soğuk beni sarmıştı. Her adımda çizmelerim yerin karla buluştuğunda bir tıkırtı sesi çıkarıyordu. Ama ben sadece gözlerimle yere bakmıyor, kafamda neler olup bittiğini düşünüyor, bir yandan da içimde kıpır kıpır olan soruları birleştirmeye çalışıyordum. Zirkonyum mu porselen mi daha pahalıydı? Diş tedavisi için ikisi arasında kalmıştım ama içimde bu sorunun cevabını bulmaya dair bir huzursuzluk vardı. Bir şeyler eksikti, bir his bir şeyler söylemek istiyordu, ama neydi? Bunu bilmeyecek kadar karışık hissediyordum.
Bir Yola Çıkış: Kayseri’deki Diş Hekimi Ziyareti
O gün diş hekimi randevum vardı. Kayseri’nin o meşhur çarşılarının ortasında, bir diş kliniğine gitmek üzere adımlarımı hızlandırdım. Sıcak çay içerken muhabbet ettiğimiz köşe başındaki mekanlar ve kasvetli günün ışığı, bir yandan beni rahatlatıyor, diğer yandan kalbimdeki belirsizliği alevlendiriyordu. İki seçenek vardı: zirkonyum ve porselen. Birisi daha dayanıklı, öbürü ise daha ekonomik olarak tercih ediliyordu. Ama ben işin parasal yönünü değil, kalitesini düşünmek istiyordum.
Buna karar veremedim. Dişçi koltuğuna oturduğumda, doktorun ilk cümlesi şuydu:
“Zirkonyum mu, porselen mi istiyorsunuz?”
Sanki tüm duygularım birden dile gelmiş gibi hissettim. Şimdiye kadar bu soruyu hiç böyle ciddiyetle düşünmemiştim. Öylece bakakaldım. Zirkonyumun ne kadar güçlü olduğunu biliyordum ama porselenin doğallığı, ona olan bağlılığımı uyandırıyordu.
Kendi Hikayemdeki Zirkonyum: Güçlü Ama Ulaşılmaz
Zirkonyum diş, bana hep güçlü ve ulaşılmaz bir şey gibi gelirdi. Sadece gerçekten ihtiyacı olanların alabileceği bir lüks. Kafamda hep, “Sürekli işlerin peşinden koş, biraz daha çalış, biraz daha kazan, işte o zaman zirkonyum gibi sağlam, kusursuz bir şeyin sahibi olabilirsin” diye bir düşünce vardı. Ama bu düşüncenin içinde bir hüzün de vardı. İçinde bir hayal kırıklığı vardı çünkü, zirkonyum, istediğinden çok uzak, ulaşılması imkansız gibi duruyordu. O parayı nasıl biriktirirdim? Ya da belki hiç bulamayacaktım. Zirkonyum o kadar güzel, o kadar dayanıklıydı ki, içindeki güç beni rahatsız ediyordu. “Bu kadar mükemmel, bu kadar sağlam olmak zorunda mıydı?” diye düşünmeden edemedim.
Ama yine de zirkonyumun sertliği, dayanıklılığı ve yıllar boyu süren kalitesi beni etkiliyordu. Dişçi, bana uzun ömürlü bir şey almak gerektiğini söylediğinde, bir anda içimde bir ışık yandı. Belki de kalite, her şeyden daha önemliydi. Yaşadığım bu his, biraz karışık, biraz huzursuzdu. Zirkonyum, güzel ama bir o kadar da pahalıydı.
Porselen: Güzel Bir İhtimal
Porselen ise daha farklıydı. Belki de bu yüzden daha sıcak bir tercihti. Herkesin ulaşabileceği bir seçenek gibi görünüyordu. Gönlümde hep yer etti, belki de bir aşık gibi… Porselenin doğallığı, onun sıcaklığı, beni içsel olarak rahatlatıyordu. Parasal açıdan da zirkonyuma göre daha ulaşılabilirdi. Ancak yine de, içimde bir eksiklik vardı. Porselenin dayanıklılığı, her ne kadar zirkonyuma göre daha zayıf olsa da, yine de onunla bir şeyler inşa edebilirdim. Düşüncelerim bu noktada tamamen değişti. Aslında benim için önemli olan, uzun yıllar boyunca içinde mutlu olabileceğim bir şeydi.
Porselen dişin bana vaat ettiği his, sanki bir yaz günü deniz kenarında olmanın huzuru gibiydi. Ama zirkonyum gibi sert, güvenli değildi. Belki de bu yüzden porselen, hayatımda önemli olan şeylere daha yakın hissettiriyordu. “Gerçekçi ol,” dedim kendi kendime. Porselenin yerini başka bir şey alabilir mi? Hayatın hiçbir şeyin sabit olmadığını düşündüm. Bunu hatırlamak istedim.
Peki, Zirkonyum mu Porselen mi Daha Pahalı?
İçimde bu karmaşık duygular dönerken, diş hekiminin sesi tekrar kulaklarımda yankılandı. “Zirkonyum, porselenden daha pahalıdır.” Cümlesi netti ama beni tam anlamıyla tatmin etmemişti. Zirkonyumun dayanıklılığı, sağlamlığı, yıllar boyu süren gücü; bunların hepsi bir şekilde paranın ötesinde bir değeri simgeliyordu. Ama hayat her zaman bu kadar basit değil, değil mi?
Porselen de elbette kaliteli bir malzeme. Hem dayanıklı, hem estetik ve diğerlerine göre daha uygun fiyatlı. O an fark ettim ki; her şey aslında kişisel tercihlere dayanıyor. Zirkonyum pahalı, evet, ama belki de ben o an için porseleni seçmeliyim. Her ikisi de kendine özgü, her biri bambaşka bir dünyayı temsil ediyordu. Bunu kabul etmek, içimdeki boşluğu biraz da olsa dolduruyordu.
Kararımı Verdim: Her Şeyin Zamanı Var
Sonunda, kararımı verdim. Belki de hemen zirkonyumu almak için o kadar çaba harcamamalıydım. Belki de bu, hayatın her alanında olduğu gibi, doğru zamanını beklemeliydi. Zirkonyumun dayanıklılığı ve gücü, bir süre sonra beni daha rahat hissettirebilir. Ama o an için, porselen benim ihtiyacım olan şeydi. Doğal, sıcak, ve içime sindi. Zamanla kararımı değiştirebilirim, fakat şu an için hayatımda bir şeyleri aceleye getirmemek gerektiğini düşündüm. Kararımı verirken bir an için bile olsa hayatın hızını yavaşlatabilmiş gibi hissettim.
Bu yazının sonunda şunu fark ediyorum: Zirkonyum ve porselen, sadece dişlerdeki estetik farklardan ibaret değil. Hayatın kendisinde de bir seçim yapmak, bazen daha fazla paraya sahip olmak demek değildir; bazen huzur ve tatminin peşinden gitmek gerekir.
Ve evet, zirkonyum mu porselen mi daha pahalıydı? Elbette zirkonyum, ama belki de her şeyin bir zamanı vardı. Benim için şu an porselenin zamanıydı.
“Zirkonyum mu porselen mi daha pahalıdır” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Pandorapsikoloji olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.